seyyidin 80 Takipçi | 8 Takip

Sabit Yüreğim Sendeleye Sendeleye Diz Çökmüş Sensizliğe...

2013-03-24 23:38:00
Sabit Yüreğim Sendeleye Sendeleye Diz Çökmüş Sensizliğe... |  görsel 1

Sabit Yüreğim Sendeleye Sendeleye Diz Çökmüş Sensizliğe ßir zamanlar Rüzgar en endamlı edası ile okşardı saçlarımızı  Şiirlerimiz çağlayanları ağlatırdı..  Ay sesimize ışık eder, yıldızlar alkış tutardı sevdalı türkülerimize.  YA şimdi? Her şey çok insafsız be gülüm..  Şimdi türküler bile suskun..  Hele Yüreğimi kırılgan ızdırap dalına bağladığımdan beri,  Ayrılık türküsünün isyankar haykırışı ile başladım sensiz gelecek sabahların ilk saatlerine.  Ne hazindir ki, artık yoksun….  Ve.. Yıldızların dizleri titremekte.  Semanın bağrından kopup gelen bir rüzgar tüm öfkesi ile yüzüme esmekte.  Her batan güneşle beraber isyanlar doğmakta ürpertici geceye.  Gözlerin var yorgun gözlerimde  Hatıran var yüreğimin en ücra köşesinde  Umudum, kar kristalleri gibi avucumda erimekte..  Yıldızların çadırında yaralı türküler, yarım kalmış sözlerimiz ise nafile bekleyişte Vedalaşan baharın soluk benizli yapraklarında yüzüm, gidişine sessizce ağlayan namahrem gözlerim…  Ve titreyen rüzgarın ezgidar sesi, kan kusan nehir, sinemde düğümlenen hıçkırıklar, yokluğunun eseri…  Hasret ise en hazin kıyafetini çekmiş üzerine  Vuslat umutsuz bekleyişi ile çoktan tükenmiş ölü bir serzenişe..  Bu ne gidişti be kınalı kekliğim..Bu nasıl ayrılıktı sevdamın rengi?  Bu hasret, bu sırasızca hıçkırıklar neyin bedeli?  Deli yeller ağlar, dağların kızıl saçları ağırır,  Adını nakış nakış yazdığım gökyüzü kara bir uğultuya bulanır..  Dağlarda özlemini sarıp içerim,... Devamı

SARMAŞIK VE GÜNE BAKAN

2012-12-18 15:16:00

Bir bahçede yaşayan günebakan,güneşe aşıkmış.Her gün sabahı sabah eder, sevdiğinin yüzünü görmek için büyük özlem duyarmış. Güneş de ona aşıkmış.Ama uzaktan uzağaymış sevgileri,birbirlerine açılamadan,bakışmalarla duygularını ifade ediyorlarmış.Bu bile yetiyormuş onlara. Güneş her sabah sevdiğini görmek için en mutlu,en parlak,en sıcak ışıklarını saçarmış. Günebakanın da sevgisi o kadar güçlüymüş ki,güneş ne tarafa gitse yüzünü o yöne çevirir,akşam güneş gittiğinde ise,büyük bir kederle başını öne eğer,tekrar sabahın olmasını beklermiş. Tüm sevda hikayelerinde bir arabozan olur ya?Aynı bahçede yaşayan sarmaşık da günebakana aşık olmuş.İçten içe onu seviyormuş,sevgisi o kadar büyükmüş ki,günebakanın başka bir yere bile bakmasına dayanamıyormuş.onun güneşe olan tutkusu çıldırtıyor, kıskançlıktan çatlıyormuş. Onu kendime nasıl çevirebilirim düşüncesindeymiş.Sonunda onu sürekli kendime çevirebilirsem belki bana aşık olur,benden başkasını gözü görmez,güneşi göremezse onu unutur diyerek, her şeyi göze almış ve günebakanın vücuduna sımsıkı sarılmış. Günebakan güneşe bakmak için çabaladıkça sarmaşık sımsıkı kollarıyla onu kendine çevirmiş.Zavallı günebakan ne yaparsa yapsın boşunaymış.Sarmaşık onu çok sıkıyormuş, derdini bir türlü anlatamamış,aslında güneşe aşık olduğunu,sarmaşığı sevmediğini söyleyememiş. Güneş de kahroluyormuş,ama o kadar uzaktaymış ki bir türlü sevdiğine yardım edemiyormuş. Sarmaşık karşılıksız da olsa günebakana yakın olmanın,ona sarılabilmenin mutluluğunu yaşıyormuş.Ama onu ne kadar incittiğinin,ne kadar kederlere ittiğinin,ne k... Devamı

HAYKIRMAK İSTİYORUM

2012-12-18 15:07:00
HAYKIRMAK İSTİYORUM |  görsel 1

    HAYKIRMAK İSTİYORUM Zaman su gibi akıp geçerken her geçen dakikanın sadece zarar olduğunu biliyorum. Halbuki boşa harcanacak hiç vaktim yok. Sana o kadar uzun zaman bazı şeyleri anlatmaya çalıştım ki. Bir yerlerde sabrım taşacaktı. Yüreğimde senden başka hiçbir sevgiye yer vermemiş ve bir başkasına dönüp güzel bile dememişken. Senin bu anlamsız kararsızlığına. Kanaat getirmek çok zor hele sen uzaklara doğru giderken usul usul. Yapılacak hiç bir şey yok. En azından benim için en azından senin için. Yada var ama yerini bilmediğim adını duymadığım bir sahte cennette. Seni zaman zaman anlamaya çalışıyorum. Ama anlamak mümkün değil çünkü zaten anlam veremediğim o karamsarlığını, istemekle istememek arasındaki uçurumu anlayamadım henüz. Zaten anlasam ne olur san ki. O uçurum ki benden çok uzaklarda. O uçurum ki aramızda. Derin ve büyük. Belki de yüce ulu. Bazen seni kaybetmek değil kaybetmeyi düşünmek geçmezken aklımdan. Bazense... Sorma... Şimdi sen gidiyorsun uzaklara. Benim için çok uzaklara. Hiç dönmeyecekmişsin gibi. Bir ömür sensiz geçecek gibi. Denizlerin ve dağların ötesine. Ulaşılması zor yelere. Benden uzak yüreğime yakın yerlere. Kaybetmek kolaydır. Kaybetmeyi kabullenmekse çok zor ben senin yokluğunu kabullenemeyeceğim gibi senin uzaklara gitme ihtimalini de kabullenemiyorum. Aslında b... Devamı

BİR GÜLÜMSEME

2012-09-06 16:28:00

Bir gülümseme ; sevginin ve insan olmanın anahtarıdır. Bir gülümseme ; iç dünyamızın güzelliklerini , dışa yansıtır. Bir gülümseme ; bir külfeti yoktur , fakat çok şey kazandırır. Bir gülümseme ; evde saadet , iş yerinde muvaffakiyet. Bir gülümseme ; başkalarına ikramda bulunmak demektir. Bir gülümseme ; vereni fakirleştirmeden , alanı zenginleştirir. Bir gülümseme ; bir an sürer , bazen ise ebediyen yaşar. Bir gülümseme ; yorgun olan insanı dinlendirir. Bir gülümseme ; ümitsiz olana neşe ve hayat bahşeder. Bir gülümseme ; karanlık bir çehreyi aydınlatabilir. Bir gülümseme ; satın alınmaz , rica ile elde edilemez. Bir gülümseme ; ödünç verilmez , çalmak da mümkün değildir. Bir gülümseme ; kendiliğinden verilmedikçe işe yaramaz. Bir gülümseme ; ona ihtiyacı olanlara ilaç gibi gelir. Bir gülümseme ; sevgi köprülerini sağlamlaştırır. Bir gülümseme ; bazen bir hayat kurtarır. Bir gülümseme ; bazen bir savaşı da önler. Bir gülümseme ; bazen gülümsemeyemeyeni gülümsetir. Bir gülümseme ; sadaka yerine geçer , sevap kazandırır. Bir gülümsemeyi , gülümsemeye ihtiyacı olana bol bol verin. Bir gülümsemeye, gülümseyemeyenlerin ihtiyacı olduğunu unutmayın! Bir gülümseme ; için hiç kimse , ona ihtiyaç duymadan yaşayacak kadar zengin ve kuvvetli değildir. İKİ İNSAN ARASINDAKİ EN KISA MESAFE GÜLÜMSEMEKTİR.  ... Devamı

EVRENİN UCUNA YOLCULUK

2012-09-05 16:58:00

Devamı

TARİHİ ECDADIMIZ-PEYGAMBERLERİMİZ VE İSLAM BÜYÜKLERİMİZ

2012-09-05 12:45:00

    . ECDÂDIMIZ   1 - Peygamberler 2 - Eshab-i Kiram 3 - Islam Büyükleri 4 - Osm. Padisahlar   .       ... Devamı

Nusayri etnik kimliğinin simgesel oluşumu

2012-08-12 11:28:00

/ext/belgeler_v_e.swf"> Devamı

HAZRETİ MEVLANADAN NAMAZ BEYİTLERİ

2012-08-12 09:55:00

Ey Hak tâlibi can! Önce ambara giren fâreden kurtulma çaresini ara, ondan sonra buğday toplamaya çalış. Büyüklerin büyüğü olan, gönüllere gönül kesilen sevgili peygamberimizin; "Namaz ancak kalp huzuru ile tamam olur." hadisini hatırla da nefisten ve şeytandan kurtulmak için kalp huzuru ile namaza başla. Eğer ambarımızda, hırsız bir fâre bulunmasaydı, kırk yıllık ibâdet buğdayı nereye giderdi? Her gün azar azar da olsa, candan ve sevgi ile sâdıkâne yapılan ibâdetlerden, iyiliklerden hâsıl olan iç rahatlığı ve huzur neden gönlümüzde hissedilmiyor? Çakmak demirinden bir çok kıvılcım sıçradı. İlâhî aşkla yanan gönül onları çekti aldı. Fakat karanlıkta gizli bir hırsız var. Kıvılcımları söndürmek için üstlerine parmak basıyor. Dünyada mânevî bir çerağ uyanmasın diye, o karanlıktaki hırsız, kıvılcımları söndürüyor. Allah'ım, senin inâyetin, merhametin bizimle beraber oldukça, şeytandan, o alçak hırsız (nefs-i emmâre)den ne korkumuz olur? Sen, bizimle berâber olup, bizi korudukça, ayak altında yüz binlerce tuzak olsa da önemi yoktur." (Mesnevî, beyt: 380-387) "O kerem sahibi, namazda gizlenmiştir; gönül namazı kılan, kendini tamamıyla Allâh'a veren kuluna lütuf ve ikramda bulunur! O'nun affı ve mağfireti günaha şeref elbisesi giydirir de, böylece o günahı affedilmeye, ihsana, kurtuluşa vesile eyler, sebep kılar!" (Mesnevî, beyt: 4345) "Bu namaz da, oruç da, hac da, Allâh yolunda savaş da hep insanın ezeldeki sözleşme inancının şahitleridir." (Mesnevî, beyt: 183) "Ben namazda Rabbim'e yönelirim; O'nun ilti... Devamı

EL HASİBİ (Kaddes Allahu Ruvhahü) I

2012-08-12 09:49:00

EL HASİBİ (Kaddes Allahu Ruvhahü) I Candan inanan ve İslam’ın emirlerini harfiyyen uygulayan müminler, tarih boyunca elmas cevheri gibi azınlıkta kalmıştır. Azınlıkta olmalarına rağmen benliklerine fıtrî olarak işleyen mizaç, akıllarında olgunlaşan fikir ile kalplerinden fışkıran imanlarının gücü ve azmiyle zalim asırlara meydan okumuştur. Çünkü onların kalpleri şüpheye yer bırakmayacak derecede nurla aydınlanıp hak yolunda hidayete erdi. Onlar, takva sahiplerinin adabı ve ahlakıyla donanmışlardır. İşte onlardan biri: Ehlibeyt ilim ve irfan pınarının yetiştirdiği en yüce şahsiyet olan Muhammed Bin Nusayr’dan sonra gelen El Hüseyin Bin Hamdan El Hasîbi (k.a.r.) El Hasîbi (k.a.r) kimdir? Alevi din alimi ve önderi olan Ebu Abdullah El Hüseyin Bin Hamdan El Hasîbi (k.a.r.) hicri 260 miladi 874 yılında bir rivayete göre Mısır’da diğer bir rivayete göre Irak’ın Vâsıt ve Küfe şehirleri arasında bulanan Cenbela’da dünyaya gelmiştir. (Biz El Hasîbi’nin doğduğu yerin Mısır olduğu rivayetine daha fazla itibar ediyoruz.) Mensup olduğu Hamdan ailesi ilim irfan ve fazilette ün salmış bir ailedir. Babası İslamî ilim ve fıkıhta zamanının bilginleri arasında sayılıyordu. İlk tahsilini babasının yanında alan El Hasîbi (k.a.r.) on bir yaşındayken Kur’an-ı Kerim’i ezberledi. Yetiştiği ev sürekli alimlerin ve fakihlerin uğrak yeri, ilim meclislerinin eksik olmadığı bir meskendi. Kendisi evlerinde ve başka yerlerde kurulan ilim meclislerini hiç kaçırmaz ilim yolunda her türlü fedakârlığa katlanırdı. Çok genç yaşta olmasına karşın Kur’an-ı Kerim’i ezberledikten sonra sarf, nahv, beyan, bedi, mantık, felsefe ve tarih ilimlerinde otorite sayılabilecek konuma geldi. Hac farizasını on beş yaşındayken eda etti. Dinî fı... Devamı